Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 2.400 aboneye katılın

21 Ara Hikayeye heyecan katmak için biraz abartıyor muyuz?


“Rotasız Seyyah” diye biri var. Bilir misiniz. Son dönem dünya gezginlerimizin en popülerlerinden. Belki de en ünlüsü. Profesyonel bir fotoğrafçı. Özellikle insan portreleri çekmede çok başarılı. Bir de hikayeleri var. 2 adet kitap yazmış bunlar üzerine. Fuarlarda imza almak için insanlar kuyruk oluyor onun için.

Dün sosyal medyada denk geldim bir durumdan yakınıyordu. Linç yemiş.

Mevzu şu; Moğolistan’dan bahsederken Dukha Türklerine de değinmiş. Bu arada belirteyim Dukha Türkleri telefon ve internet gibi şeylerin olmadığı, sadece doğal gıdalarla beslenen, kötülük denen kavramların uğramadığı, tamamen ulvi bir hayat süren, münzevi göçebe bir topluluk (!)
O da böyle anlatması gerekirken küçükten bu topluluğu eleştirmiş. Oba etrafındaki plastik çöplerden bahsetmiş. Dukha Türklerindeki alkol bağımlılığından yakınmış.
Haliyle tepki toplamış. Sen kim oluyorsun da falan demişler buna.

Seyahatya takipçileri ne düşünüyor merak ediyorum. O hep hayalini kurduğumuz, bozulmamış yaşam tarzı gerçekten bir yerlerde var mı. Yoksa birileri hep hikayeye heyecan katmak için bizi mi kandırdı. Peki o yağmur dansı yapan Afrikalı kabile yalan mıydı. National Geographic’in kameraları kapanınca onlar da kıyafetlerini değiştirip cep telefonlarına mı gömüldüler.

Neden farklı bir hikaye sunmak istiyoruz?

  1. yüzyılda yaşamıyoruz artık. Biz de 19.yy gezgini değiliz. Bugünü anlatmalıyız.

1980lerde Erzincan’da Şavak göçebeleri siyah kıl çadırlarda yaşardı. 1990larda beyaz seri üretim çadırlara geçtiler. Bugün ise Şavak obalarında güneş panelleri ile elektrik üretiliyor. Çobanlar Android telefonlarını onunla şarj ediyor. Aynı şekilde eskiden 5 kişinin 5 günde eski usül makaslarla ancak kırkabildiği bir sürüyü bugün 2 kişi bir günde elektrikli kırkım makineleriyle hallediveriyor. Kimse teknolojinin olanaklarını reddedemez haliyle değişim de kaçınılmaz. Sosyal değişim dahil. Haliyle yozlaşma da.

Bir de şu var, övdük mü göklere çıkarıyoruz. Sevmediğimiz bir şey ise nalet olasıcanın hiçbir yönü hoş gelmiyor bize. İnsan doğası işte. Dukha Türklerini de sevmeyi seçmişiz. Eleştriye mahal yok.

Fotoğraf: africa.com sitesinden.

The following two tabs change content below.

Omer Dogan

Mimar, Şehir Planlamacısı
Seyahatya.com sitesi yazarı. Şu an Güney Kore'de yaşıyor.
No Comments

Cevapla

%d blogcu bunu beğendi: